28 Mart 2018 Çarşamba

İRMİK TATLISI


Herkese merhabalar
Hayat koşturmasın da bloğuma çok vakit ayıramasam da aklım hep buralarda. Bilgisayarın kapağını kaldırdığım an Mustafa Ata yanıma koşuyor . Çok geç yattığı için de o uyuduğunda benim de pilim bitmiş oluyor 😃
Neyse konumuz bu değil.
Bugün size dün yaptığım irmik tatlısının tarifini vereceğim.
Yapımı zaten çok basit ama sunumuyla çay saatlerinde göz dolduruyor.

Gelelim malzemelere;
...
1 Litre Süt
1 Su bardağı irmik
1 Su bardağı şeker
1 Paket vanilya
...
Bütün malzemeleri tencerede güzelce pişiriyoruz. Muhallebimizi koyulaşınca 
içine streç film serdiğimiz baton kek kalıbına boşaltıyoruz. Daha sonra içine bisküvi batırıyoruz. Buzdolabında 4-5 saat dinlendikten sonra tatlımızı ters çevirip istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz. Ben çikolata sosu ve çilek kullandım. 
🍫🍓
AFİYET OLSUN





Denerseniz yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın.
Beni instagram hesabımdan takip etmek isterseniz 

Sevgiler Ayda'dan
💚💛💜





17 Mart 2018 Cumartesi

KISACIK BİR ''GÖLYAZI'' GEZİSİ



Herkese Merhabalar
Geçtiğimiz ay  Bursa'ya eşimin rahatsız olan teyzesini ziyaret etmek üzere yola çıkmıştık. Daha önce bir belgeselde izlediğim Gölyazı'nın yakınlarda olduğunu görünce uğramadan edemedik. Zamanımız 
çok kısıtlıydı ve hava çok soğuktu. Ama yakın zamanlar da yeniden gideceğiz diye düşünüyorum.
Gölyazı Bursa'ya bağlı Uluabat gölü kenarına kurulmuş bir balıkçı köyü. Göl kenarında kurulduğu için de zaten doğal bir güzelliğe sahip. Yerel halkın genel geçim kaynağı balıkçılık. Bayanlarda eşleriyle birlikte balığa çıkıyor. Hatta eşini kaybetmiş bir bayan eşinden kalan teknesiyle balıkçılık yapıp çoçuklarını büyütmüş. Bunu duyduğum da o bayanla nasıl gurur duydum anlatamam. 

Gölyazı'da ayrıca yerli ve yabancı turistlerin ilgi  odağı olan kocaman asırlık bir çınar ağacı var. İsmi ''Ağlayan Çınar'' ..  Çokta duygusal bir hikayesi var. 
Adını gövdesinden akan suyundan alan çınarın efsanesi, eski adıyla Apolyont şimdiki adıyla Gölyazı’da yüzyıllar önce Rumlar ve Türkler birlikte yaşadığı yıllara dayanıyor.
 Çınarın arkalarından gözyaşı döktüğü aşıklar, yakışıklı Türk genci Mehmet ve güzeller güzeli Rum kızı Eleni bu barış dolu ortamda, çocukluklarından itibaren hiç ayrılmadan büyüdüler. Ancak bu iki millet arasında başlayan düşmanlık aralarına girdi. Rum köyleri boşaltıldı ve burada bulunan Rumlar ile Selanik’te bulunan Türklerin yer değiştirmesine karar verildi.
 Mehmet, Göç için yola çıkan Rumlar arasında sevgilisi Eleni’nin de olduğunu öğrenince kendini yollara vurdu ve onu aramaya başladı. Eleni’nin ağabeyi Yorgi, Mehmet’in yolunu kesip artık kardeşliğin bittiğini, sonsuza kadar sürecek bir düşmanlığın başladığını söyleyerek, Eleni’ye ulaşmasına engel olmak istedi. Mehmet sözünden dönmeyi, aşkından vazgeçmeyi kabul etmedi. Bir anlık öfkesine yenilen Yorgi, Mehmet’i öldürerek kanlar içinde olduğu yerde bıraktı. Mehmet son gücünü, Eleni’siyle gizli gizli buluştuğu çınara varmak için kullandı ve çınarın oyuğuna sevgilisi için bir not yazdı. Kanıyla yazdığı notta “Canım sevdiğim, sonsuza dek seni burada bekleyeceğim” diyordu. Eleni olanlardan habersiz konvoyda ailesiyle birlikte ilerlerken, sırdaşı Penelopi’den olanları öğrendi. Konvoydan ayrılıp Mehmet’i bulmak için ilk aklına gelen yer olan çınarın yanına gitti. Mehmet’in ölü bedenine son kez sarıldı, notunu okudu ve gizli buluşma yerleri, aşklarını şahidi olan bu çınarın altında canına kıydı. Çınara ise onların hikâyesini geleceğe taşımak ve sonsuza dek onlar için gözyaşı dökmek kalmıştı.




Yazının başında da bahsettiğim gibi çok kısa zamanda ziyaret ettiğimiz için uzun uzun keşif yapma fırsatım olmadı ama çok sevdiğim kahve saatimi '' Faik bey Konağında yaptım..Uluabat Gölü karşısında kahvemi yudumlarken huzur bulmamak elde değil. Ayrıca Faik bey konağında kahvaltı ve Uluabat gölünden çıkan balıklardan oluşan güzel menüleri var. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.

     






Biz av yasağı olmadığı bir dönemde balıkçılık için yeniden gideceğiz. Çünkü eşim olta gönüllüsü ve en büyük isteklerinden biri de Uluabat Gölünde Turna balığı avlamak 😊




 Benim anlatacaklarım bu kadar.
Kısacık ama çok keyifli bir gezi oldu.
Gezmekten,görmekten ve yeni yerler listeme eklediğim için çok mutluyum
Yeniden görüşmek üzere Gölyazı...








Beni instagram hesabımdan takip etmek isterseniz
💛💜
Sevgiler Ayda'dan




4 Ocak 2018 Perşembe

PAZAR BAŞI KONAĞI



Herkese merhabalar
Sizi bilmem ama ben için de yaşanmışlıklar olan her yeri ve her eşyayı seviyorum. Çok yakınlarım da bu özelliğimi bilir. Ki artık siz de biliyorsunuz. Geçen hafta sonu Ayvalık'a gezmeye gitmiştik. Dönüşte bu güzel konağa uğradık. Aslında önünden kim bilir kaç kere geçtik ama kısmet bugüneymiş.
Konağı Veysel Bey ve ailesi ile birlikte işletiyor. İçerisi anılar ve bu anıları barındıran eşyalarla dolu. Tam benlik anlayacağınız😃
İçerde sıcacık bir soba ve üzerinde çay sizi karşılıyor. İnsan 10 dakika bile mola verse inanılmaz mutlu oluyor. 
Bizim vaktimiz az olduğu için bir şeyler yiyemedik ama gözlemelerine çok güveniyorlar. Hatta siz yiyeceğinizi alıp gelip burada da yiye bilirmişsiniz.
Yaz gelince bahçe ve balkonda açılıyormuş şimdi kapalı olduğu fotoğraf çekemedim. Birde gün ışığını kaçırıyordum o yüzden bazı fotoğraflar  net değil. 


Bu yazılar işletmecinin kendine ait





Çayımız sobada hazır

















İşte böyle çekebildiğim ve net olan bütün fotoğrafları paylaştım sizinle. Yaşadığım yere yakın olduğu için en kısa sürede bir daha gitmeyi planlıyoruz. Ayvalık'tan Edremit istikametine giderken Burhaniye'ye 5 km kala sağ tarafta göreceksiniz.. Pelitköy mevkisin de.. Ayrıca yöreye ait zeytin ve zeytin yağı da satın alabilirsiniz.
Giderseniz beni de anmayı unutmayın lütfen.
Umarım bu yazımı sevmişsinizdir.
Ve beni instagram hesabımdan da takip etmek için 

Sevgiler Ayda'dan
💚💛💜



2 Ocak 2018 Salı

MUSTAFA ATA 18 AYLIK




Herkese Merhabalar 

Canımın içi oğlum artık 18 aylık Son 3-4 aydır aylık gelişimini yazamadim. Birbirinin tekrarı yazılar olmasını istemedim o yüzden genel bir 18 ay yazısı yazmaya karar verdim. 

Mustafa Ata anne sütü almaya devam ediyor. Ama son 3 gün öncesine kadar da bütün öğünleri güzelce yiyordu. Ufak bir bağırsak enfeksiyonu geçiriyor yüzden biraz iştahsız inşallah en kısa sürede düzelir. Çünkü her anne gibi bende Mustafa Ata birşey yemediğinde çok üzülüyorum. 

Şuanda gayet güzel yürüyor, koşuyor, hopluyor, zıplıyor, tırmanıyor... Hatta bugun itibari ile yatağından inmeyi de öğrenmiş gece iki kere trabzanlarda yakaladım. Artık büyüyen beşik ile vedalaşacağız sanırım çünkü inmek için yaptığı hareketler beni çok korkuttu kendine zarar verebilir. 

Bize istediğini anlatabiliyor.. Tabiki uzun uzun cümleler kuramıyor. Ama anne gitti bana gitti anne su... Yani istediğini gayet güzel anlatıyor en son öğrendiği kelime ise "maymun" ve "robot" 

Oyuncakları şuanda çok ilgisini çekmiyor çünkü evde yaramazlık ve muzurluk peşinde.. Oyuncaklarla sadece benimle ve babasıyla birlikteyken oynuyor. Şuanda en sevdiği şey birşeyler karalamak ve benim çıkardığım balonları yakalamak... Kalemlere dayanamıyor hemen yazmak istiyor hatta koridorda bir duvarımızı karalamış. Babası ile birlikte ona bir duvar ayırmaya karar verdik. Zaten taşınırken evi boyayıp çıkacağız o yüzden çok sorun olacağını sanmıyorum 

Şuanda 18 ay aşılarını olmadı. Yarın aşılarını da olacak umarım sorunsuz atlatırız

Hayvanları çok seviyor. Bir çok hayvanı sesleri ile tanıyor buna kaplan maymun da dahil.. Yanlız file nedense öydü diyor.. 

Uyku düzeninde ise değişen hiçbir şey yok hala ara ara uyanıp emiyor. Ayda bir yada iki gece falan bir kere uyanırsa kendimi şanslı hissediyorum ama emmek için uyanmasa bile su içmek için mutlaka uyanıyor. Uyku düzenini nasıl sağlayacağımı hiç bilmiyorum. 

Sıcak ile soğuk ayrımını yapıyor. Annecim bak bakalım kalorifer yanmışmıdediğimde gidip bakıyor. Ya da dışarı çıktığımız da hava soğuksa ellerini birleştirip uhhhhww diye ses çıkarıyor anlıyoruz ki soğuk.. 

Her annenin kabusu ve her çocuğun bir şekilde kıyısından geçtiği iki yaş sendromu denilen baş belası bizi de buldu. İstediği olmadığında ağlıyor öfkeleniyor bize kızıyor hatta elinde olan şeyi atıyor. Elimden geldiğinde sakin kalmaya çalışıyorum ama bazen huniyi kafama takmak istiyorum. Böyle zamanlarda da ilgisini başka yöne cekmeye çalışıyorum çoğu zaman ise yarıyor. Ama genelde uykusu geldiği zamanlarda mızmızlık artıyor. 

Bu arada Mustafa Ata basketbol izlemeyi de çok seviyor eve oynasin diye oyuncak bir pota ve top aldık şimdi de babası seyrederken oturup izliyor. Bu durumdan en çok babası memnun tabi ki. 

Birde favori şarkılar var 

" Arı vız vız" 

Çiçek balını kısmını "çice duh duh duh" diye söylüyor 

" Ay dede" 

"Otobüsün tekerleği yuvarlak" 

Ve "Charlie ile sayılar" 



Bizde durumlar böyle.. 

Ay 18 ,yaş 1.5 ile yolumuza devam ediyoruz... 

Düşe kalka büyüyor, öpüyor, bana ellerini öptürüyor, bazen ağlıyor bazen yaptıklarıyla beni ağlatıyor.. Ama her anını dolu dolu yaşayıp tadını çıkarıyorum.. Ve hep dua ediyorum.. 
Tanrım bir yerler de evlat için dua edenlerin duasını boşa çevirme... 
Sevgiler Ayda'dan 
Beni İnstagram hesabımdan da takip etmek için